Rebab dua eden bir sazdır.

Sazende eline alınca ağlar gönüller

REBAB

sayfa (1) - (2) _ (3)

 MEHMET ÜNAL

YAYLI TANBUR REBAB VE MÜZİK HOCASI

                                                       

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

           

Rebab çalması ilk başlaması kolay bir sazdır çok kısa bir sürede kolay kısa ilahiler parçalar çalına bilir ama uzmanlaşmak her sazda olduğu gibi vakit alacaktır. Boyut olarakta çok makul bir boyu vardır. Çalarken  hanımlara ve erkeklere çok yakışan bir duruşu vardır. Rebab sazımız unutturulmuştur Osmanlı zamanında orkestralar da keman yerine rebab sazımız çalınmakta idi . Günümüzde de bu bu güzel sazımızı yaymak için elimden geleni yapacağım.

                                                                                                     Mehmet Ünal

 

Yazımda yıllarını bu sazla geçiren ustaların fikirlerini yazdım. İnternette Rebab hakkındaki beklide en geniş kaynak olmakla beraber umarım ki örnek olurum ve internette çok daha detaylı bilgiler yayınlanır. Yazdığım bilgiler T.R.T deki “Tanburam rebab” olu programından direk alınmıştır. Elimden geldiğince değiştirmeden ustaların söylediklerini yazmaya çalıştım. Bir eksiğim olduysa şimdiden özürlerimi kabul edin

T.R.T yede bu tür programlara imza attığı için teşekkür etmeden geçemeyeceğimi de eklerim. Herkese bol rebablı günler diliyorum

TANBURAM REBAB OLDU

“Hiç biliyor musun Rebab ne diyor göz yaşlarıyla yanıp kavrulmuş ciğerlerle neler söylüyor, diyor ki; “Etinden uzak düşmüş bir deriyim ben nasıl ağlamayım nasıl dertlenmeyeyim ayrılıktan.” Tahtada diyor ki; “yemyeşil bir daldım ben, balta kesti bıçkı dildi beni. A padişahlar ayrılık garipleriyiz biz sonunda dönülüp huzuruna varılacak Hakka feryat etmedeyiz duyun feryadımızı. Önce Haktan ayrıldıkta şu dünyaya geldik fakat halden hale şekilden şekle döne döne ona gidiyoruz biz.” Hz. Mevlana mesnevisinde insana geldiği yeri hatırlatarak yine oraya gideceğini rebabın dilinden bu sözlerle anlatıyor.

REBAB HAKKINDA BİRKAÇ SÖZ

Tabi haldeki Hindistan cevizi temizlendikten sonra, cevizin büyüklüğüne göre yaklaşık 4/1 yada 5/1 lik bölümü kesilerek sapa bağlantı delikleri açılır. Günümüzde kullanılan şekliyle üzeri deri gerilmiş Hindistan cevizi gövdeli, sapı burguları ve eşiği ağaç, teli ve yayı at kuyruğundan olan bir musiki aletidir rebab. Mevlevi musikisinin en önemli sazlarından biri olup zaman zaman rübab olarak ta adlandırılır.

Rebabın tarihine baktığımızda Uygur Türklerinden günümüze gelen o zaman ki adıyla ıklığ yada ıklık olarak Selçuklu ve Osmanlı da 10 asır boyunca müzik kültürümüze hizmet etmiş tek yaylı çalgı olduğunu ancak daha başka ülkelerde farklı çalgılara bu ismin verildiğini görüyoruz.

MEHMET REFİK KAYA

KÜLTÜR VE TURİZİM BAKANLIĞI TARİHİ TÜRK MÜZİĞİ TOPLULUĞU  REBAB SANATÇISI

 

Asya da daha doğuya doğru Çin’e kadar yayıldığını bir kolla da Asya nın batısına doğru gelmiş aşağı yukarı 400 yıl Selçuklu da 600 yıl Osmanlı da kullanılan tek yaylı çalgıdır.

Tanzimat itibariyle terk edilmiştir. Iklığ 15. yüzyıldan sonra Kemençe olarak zikredildi çünkü Farisiler bütün yaylı çalgılara kemençe diyorlardı. Bütün Osmanlı minyatürlerinde uzun boylu Osmanlı kemençeleri diye geçer.

Rebabın morfolojisini  sağlayan rebabın silindirik konik bir sapı vardır. bu silindirik konik sap üzerinde armudi bir imamesi vardır. Hindistan cevizi bir gövdesi vardır, üzeri deri gerilidir ve yaylan çalınır. Bunu bozmadan bu formu bu şekli hiçbir şekilde rencide etmeden tel boyu üzerinde yani sapın boyunu bir günümüzdeki mevcut örneklerinden 5 cm. kadar uzatarak bu uzatmayı da minyatürlere dayanarak ıklıkçı kız diye mesela minyatür vardır. Oraya da baktığımız zaman yada onun nevi minyatürlerde oturduğumuz zaman rebab kucağınızda nereye kadar geliyorsa sap boyu öyle bir boy yakalamaya çalıştım. Mesela Şehzade Murat’ ın düğünündeki ıtlıkçılar vardır.  Minyatürlerde onlarda hep uzun zaten uzun boylu Osmanlı kemençeleri olarak geçer ismi birçok yerde minyatürde.

Uzun saplı bir enstrümanla tek tel üzerinde geniş entervalleri çalmak öyle kolay bir iş değil yani hatta nerdeyse mümkün değil. Bunu tabi nasıl çözerim diye perde bağlamak düşüncesi aklıma geldi. Türk musikisi perdeyle ifade edilebilen bir musiki değil ama bil hassa geniş entervalli eserlerin icrasında perde bize bir kolaylık oluyor 6 ses 7 ses atlamamız gerektiğinde bunu rahat çana yapabiliyoruz. Pozisyonumuzu rahatça bulabiliyoruz. Bu bi icracıya kolaylık ve rahatlık sağlıyor ciddi bir enstrüman  haline getirebilmek için birtakım ilavelerde bulundum. İşte deriyi kontrol edebilmek için iplen gerdim o iplen onun kendi ufak reglaj ayarlarını  yaparak sesteki o bozuk olan yerleri kontrol edip düzelterek düzgün temiz bir ses sahası elde edebilmem mümkün oldu Refiki rebab rebabın arkadaşı diye bu yaptığım değişikliklerden dolayı bu çalgının ismi Refiki rebab oldu rebabın arkadaşı.

KÜTAHYADA REBAB

Edebiyatımızda rebab özellikle divan şairlerimiz tarafından çok kullanılmış, günümüz sanat aleminde neyzenler ve Çiniler diyarı diye anılan Kütahya’dan yetişmiş 14. asır Anadolu Türkçesi edebiyatının en büyük şairi Germiyanlı  Ahmedi “ didumki firkatinde nice yanan inleyen didiki suz ü nalesiz olmaz ney-i rebab” derken Rebab halen yapıldığı öğretildiği ve çalındığı Osmanlının bu şehzadeler şehrinin zengin folklor ünde yerini almış. Türkü ve halk oyunlarında bağlamanın yanında Zeybeklere eşlik ediyor.

Kütahya zeybeklerinden sonra yine bu güzel şehirde gençlerin Rebab öğrendiği bir guruba konuk oluyoruz. Burada her yaştan genç Ney ve Rebab öğreniyor.

 

ŞEMSETTİN GÜVEY “Neyzen, Rebapzen”

-Ney kursu içerisin de rebabı da bir alternatif olarak sunduk çocuklarımıza, ürküyorlardı önce fakat perde taktık kendilerine izah ettik akort oluşturduk. Düdüklernen diyapazonlarlan akortlarını yapınca çocukcağızlar gayet rahat bir şekilde sesleri buluyorlardı elleriylen buluyorlardı perdelerin üzerine basıyorlardı gerçek sesleri buluyorlardı kendilerine güven geldi. Ve rebabın çalınmasında talip oldular kendileri. Şu anda 8-10 civarında talebemiz var.

Perde taktık fakat yarım sesleri perde takmadık çünkü sap gene de bir tanbur gibi uzun bir sap değildi onlara da taksaydık birçok perde olacaktı. Çalanı şaşırtabilirdik. Temel seslere perde taktık, acaba bir şey oludumu böyle yanıltma veyahut değiştirme gibi bir şey oldumu diye düşüncemiz vardı hayır tahrifat yapmamıştık. Perde takmamız çalışı çok kolaylaştırmıştır. Çok uzun zaman refleksle perdesiz çaldığımız sazı artık biz perdeye teşvik ediyoruz ve kolay olduğunu söylüyoruz.

 

 

 

TANBURAM REBAB OLDU YÜREĞİM BİR HAL OLDU

Rebab sazını içra etmek için gerekli olan şey sadece aşk. Aşkla eline aldığında aşkla baktığında saz bir farklı durur insanın elinde sesi bir farklı çıkar güzelliklerini gönülden sunar , sazendenin gönlündeki ne varsa açığa vurur rebab işte böyle bir sazdır duru doğal naturel olan ne varsa rebab sazının içinde vardır. İlk bakışta bir odun bir ceviz görürsünüz ne perde vardır nede bir işaret ama esas işaretleri gönlünde aradığın zaman işte o zaman saz başlar inlemeye nağmeler dökülür sazendenin kalbinden dinleyenlerin gönüllerine. Rebab gönülden gönüle bir köprüdür tüm sevgiyi aktarır gönüllere.

Beklide tarihinden gelen bir yapı saza işlemiştir bilemiyorum sonuç olarak rebab Allah demek için yanıp tutuşmaktadır.  Her geçen gün rebaba bağlılığım artmaktadır.

Beykoz Çavuşbaşın da ki atölyemde  rebab imalatı yapmaktayım

Sağ Ok:

Rebab kısaca tarif etmemiz gerekirse Arabistan, Türkiye, Afganistan, Hindistan, Pakistan, Kuzey Afrika nın Java gibi bazı ülkelerinde yaylı ve mızraplı çeşitleri olan bir nevi çalgının müşterek ismidir. Evliya Çelebi Süleyman Peygamber huzurunda Rebab çalındığını zikretmiştir seyahatnamesindeki bu da bunu milattan önce 3800lülerin Sümerlerine Mezopotamya sına götürür bizi ki o zamanlar yaylı çalgı var mıydı yok muydu böyle bir tarihi bir elimizde kanıt yoktur. Aşağı yukarı yaylı çalgının ortaya çıkışı 8.-9.yüzyıllara denk geliyor. Yine mesela Evliya Çelebi ilk Hz. Muhammet’ in (s.a.v.) ilk eşi Hatice'yle olan düğününde de çalınan çalgılar arasında Rebabı zikrediyor ama bizim elimizdeki mevcut olan kanıtlar Uygur Türklerinden bu çalgının çıktığını ve orta

FON MÜZİĞİ

rebab segah taksimi